Kent Ölçeğinde Barış Düzeni Kurabilme Pratiği: Mağusa Ekoşehir Projesi

 

“Her iktidarın otoriter yapısını dayattığı mekanlar vardır. Toplumdaki bireylerin birbirlerine eklenerek yarattıkları kendi mekanları da vardır ve bu mekanların iktidarla olan ilişkisi savaş halini belirlemektedir. İnsanlık tarihi boyunca başkasının mekanını ele geçirme en büyük güç göstergelerinden biri sayılmıştır. Kant (1960) savaş halini ‘kanunsuzluk’ olarak tanımlamaktadır. Barış hali ise hukuk düzenini kurmaktır. Bu bağlamda barış, birlik ve uyum içinde huzurlu ve yasalar çerçevesinde korunaklı bir yaşam alanı oluşturmak olarak tanımlanabilir. Buradaki en önemli mesele barış düzeninin oluşacağı ve süregeleceği mekanı üretebilmek, gerektiği takdirde  kolektif biçimde yeniden yaratmak ve kurmaktır.” Ceren Boğaç

Boğaç, C. (2017). Kent Ölçeğinde Barış Düzeni Kurabilme Pratiği: Mağusa Ekoşehir Projesi. Mimarca, Mart 2017, ISSN: 1306-3138, Sayı: 83, ss. 35- 43

Mimarca Dergisi’nin 83. “Mimarlık ve Sanat Barış Getirebilir Mi?” temalı özel sayısında, kent ölçeğinde barış düzeni kurabilme pratiği üzerine düşündüklerimi, Mağusa Ekoşehir Projesi örneği ile ele aldım.  Bu anlamlı sayısının oluşmasında emeği geçen herkese, özellikle KTMMOB Mimarlar Odası ve yayın kuruluna teşekkür ederim.

Abstract

Architecture is one of the instruments for peacebuilding, since it is the act of constructing every space of living. However, rather than building, it is more important to maintain the sustainability of the peace order in every manner. For this reason, today, discourse of ‘peace’ became an integral part of the concept of ‘sustainability’. The concept of sustainability also plays an important role in the systematic of peace. In this paper, the role of sustainable architecture for the peacebuilding process was addressed at the city scale (which represents both settlement and form of society). The practice of “Famagusta Ecocity Project” was also introduced within this context.