“Maraş açılırsa insanlar evlerine dokunmalı, orada nefes almalı”

KKTC hükümetinin geçtiğimiz günlerde Kapalı Maraş ile ilgili yaptığı açılım hemen her çevreden olumlu tepkiler aldı.

• Kapalı Maraş ile ilgili hükümetin yeni açılımı Mağusalıları heyecanlandırdı. Mağusa Ekoloji Projesi (Famagusta Ecocity Project) Çevre Psikoloğu Ceren Boğaç, Kapalı Maraş’ın yarattığı travmalar ve proje ile ilgili Kıbrıs Postası’na konuştu.

• Maraş açılırsa insanların bu kadar yıldan sonra ilk yapmaları gereken şeyin evlerine yürümek olduğunu söyleyen Boğaç, “o sınırları, o dikenli telleri geçip evlerine gidip bir dokunmalı, orada bir nefes almalılar” dedi.

• Onun dışındaki teknik olan her şeyin çözülebileceğine dikkat çeken Boğaç, yerine konulamayacak tek şeyin insanların duyguları olduğunu söyleyerek insan faktörünün önemine vurgu yaptı. Boğaç, “şehirleri yıkıp tekrar yapabilirsiniz. Her şey temizlenebilir ama en önemli yapılması gereken şey insanların yaralarını sarabilmektir” şeklinde konuştu.

• Ceren Boğaç, evlerinin karşılarında teller arkasında terk edilmiş evler ve yarım bırakılmış yaşamlar olduğunu, Rum evlerinde yaşayan Türklerin durumunun ise bu travmadan farklı olmadığını ifade etti.

• Kapalı Maraş ve Mağusa’nın geneli için iki toplumlu uzmanlardan oluşan çalışmalar da yürüten Boğaç, şehrin tasarlanması ve planlanması konusunda, Kıbrıslı Rum ve Türklerin geleceklerini birlikte planlamak için çok ilginç araçlar geliştirebileceklerini vurguladı.

Kıbrıs Postası – Nadire BAHADİ

KKTC hükümetinin geçtiğimiz günlerde Kapalı Maraş ile ilgili yaptığı açılım hemen her çevreden olumlu tepkiler aldı. Kapalı Maraş’ta envanter tespiti çalışmaları için Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay önceki gün siyasi parti başkanları ile konu hakkında istişareye başladıklarını açıklarken, Kapalı Maraş ile ilgili bu gelişme bile özellikle Mağusalıları, sivil toplum örgütlerini ve birçok çevreyi heyecanlandırdı. Turizm ve öğrenci kenti olan Mağusa’nın tutsak, hayalet şehri Kapalı Maraş ile ilgili hükümetin yeni açılımı sonrasında sivil toplum örgütleri üzerlerine düşen görevi yerine getirmeye hazır olduklarını kaydederken, Kıbrıs Postası dikenli tellerin Kuzey’inde yaşayıp büyüyerek, yıllarca hem bu travmaya yakından tanıklık eden hem de yaşadığı çevrenin etkisini mesleğine yansıtarak Kapalı Maraş’ın etkilerini birçok ağızdan dinleyen Mağusa Ekoloji Projesi (Famagusta Ecocity Project) Çevre Psikoloğu Ceren Boğaç ile bu konuyu konuştu.

Aynı zamanda Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde Yardımcı Doçent Dr. Mimar ve Çevresel Psikoloji Uzmanı olan Ceren Boğaç, 5 yıldan beri hayatta olan proje kapsamında Kıbrıslı Rum proje takımı ile Kapalı Maraş ve Mağusa’nın geneli için çalışmalar yürütüyor. Yapıların mimarisinden çok insan faktörünün ve anıların önemli olduğunu savunan Boğaç Kapalı Maraş’ın açılması halinde insanların evlerine yürümeleri gerektiğini ve orada yaşayanların yeniden evlerine dokunarak anılarını canlandırıp oradan nefes almaları gerektiğine dikkat çekti. Hem Kıbrıslı Rum, hem de Kıbrıslı Türklerin bu süreç içerisinde çok acılar çektiğine ve eğitimi süresince insanların bu acılarını sürekli dinleyip proje ile Boğaç, “Şehirler yıkılır yeniden yapılır, ancak yerine konulamayacak tek şey insanların duygularıdır. Yapılması gereken en önemli şey insanların yaralarını sarabilmektir” şeklinde konuştu. “Buna seyirci kalarak büyümenin acısını biz de, onlarda yaşadı, bu yüzden ortak bir barış dili geliştirmek istedik” diyen Boğaç, proje ile bir vizyon geliştirip iki toplumun aynı masada buluşmasını sağlayıp birlikte yaşayabilecekleri yerler tasarlayabilmek adına çalıştıklarını kaydetti.

“Rum evinde dünyaya geldim, bölünmüşlüğü en yakından yaşadım”

Babası Baf (düzeltme: Larnaka) göçmeni annesi Mağusalı (düzelme;Lefkoşa) bir ailenin kızı olan Ceren Boğaç, 1979 yılında adanın bölünmesinden 5 yıl sonra Mağusa’da dünyaya geldi. Bir Rum evinde dünyaya gelen ve çocukluğu Maraş bölgesinde geçen Boğaç, savaştan geriye kalanları, bölünmüşlüğü, yasağı ve savaş sonrası travmaları yakından yaşadı. “Böyle bir çevrede büyümek meslek seçimlerimi de etkiledi” diyen Boğaç, bu nedenle mimar olmak istediğini belirtti. “Daha iyi çevreler tasarlanabileceği, insanların daha mutlu evlerde yaşayabileceği hayali vardı hep benim kafamda” diyen Boğaç, evlerinin karşılarında teller arkasında terk edilmiş evler ve yarım bırakılmış yaşamlar olduğunu, Rum evlerinde yaşayan Türklerin durumunun ise bu travmadan farklı olmadığını ifade etti. “Ailem, bize her zaman, aman ona dokunmayın, şunu yerinden kaldırmayın, ona zarar vermeyin, ev sahipleri geldiğinde onu yerinde bulsun derdi” diyen Boğaç, eğitimi süresince, Aşağı Maraş evlerinde özellikle Gazi Baf Caddesi’nde yaşayan insanların evlerinde ne gibi değişikler yaptıklarını, bunu ne ölçüde tuttuklarını ve bu evlere ne kadar bağlanabildiklerini saptamaya çalıştığını kaydetti. “İnsanların kafalarında hep bir gün Baf’a dönmek vardı” diyen Boğaç, “Burası başkalarının evi, duvarlarda hep başkalarının asılı resimlerini bulduk, başkalarının çarşaflarının üzerlerinde yattık. Bizim evimiz olarak burayı sahiplenmedik. Biz de kendi evimize döneceğiz” diyen göçmenlerin içlerinde hep nezaket duygusu olduğunu ifade etti. Türkler için durumun biraz daha trajik olduğunu belirten Boğaç, Maraş’ın her zaman pazarlık unsuru olduğunu o yüzden insanların hep “bir gün buradan biz gideceğiz, burası bizim evimiz değil” korkusu ile evlere çok fazla dokunmadığını kaydetti.

“Kumda saklı” belgeseli, Ecocity projesinin temelini attı

Çocukluğu ve aldığı eğitim sürecine Kapalı Maraş nedeni ile travmalar yaşadığını belirten Boğaç, eğitim sürecinde yaptığı araştırmalar sırasında her şeyi içselleştirmeye başladığını ifade etti. Maraş evleri ile ilgili bir mülakatında “Ben duvardaki çocukluk fotoğrafımı bile alamadan Baf’tan buraya getirildim bir resim yoksa evimin duvarına asayım, orası nasıl benim yuvam olur ben oraya nasıl evim derim” diyen bir teyzenin bu sözlerini hiç unutamadığını ifade eden Boğaç, bu travmatik etkilerden kurtulmaya çalıştığı bir dönemde “Kumda saklı” diye bir belgesel izlediğini ve yönetmeni Kıbrıslı bir Rum olan Vasia Markides ile bu sayede tanışarak çok uzun yıllar sanal ortamda konuşarak birbirlerine izlenimlerini ve anılarını anlattıklarını söyledi. “O annesi üzerinden bir Mağusa deneyimi yaşadı, annesinin kaybettiği bir kent vardı orda, çok üzgündü. Bense içinde doğup büyüdüğüm bir kent var ama yarısı bana yasak. Gidemiyorum, dokunamıyorum. Anlam veremiyorum. O evler niye boş, insanlar neden evlerinden koparılmış” diyen Boğaç, bununla ilgili bir proje yapmak istediklerini ve bu sayede bir araya geldiklerini anlattı. Dünyada ve ülkemizde yaşanan çevre sorunlarının bütün problemlerin üzerinde olduğunu belirten Boğaç, çevrenin ön planda olacağı bir gelecek için, geçmişin acılarını, yaralarını sarabilecek en iyi şeyin yine çevre olduğunu düşünerek yola çıktıklarını anlattı. “Kıbrıs sorununda hep bütünlüklü projeler ve çözüm senaryoları geçerken, büyük ve daha etkili bir proje ile kimse gitmedi. Detaylarda kaybolduğumuz zaman resmin bütününü kaçırdık hep” diyen Boğaç, proje ile Kapalı Maraş ve Mağusa’nın diğer sorunlarını da ele alarak tümünü kavrayan eko şehir projesini hayata geçirdiklerini ifade etti.

“Mağusa’yı terk etmek zorunda kalanlar bir araya gelerek birlikte bir gelecek için pilot çalışma oldu”

Proje ile ilgili amaçları arasında Kapalı Maraşla alakalı bir mimari proje çalışması olmadığını, çünkü 45 yıllık bir hayalet şehrin neler barındırdığını bilmediklerini, ne ile karşılaşacaklarını bilmediklerini söyleyen Boğaç, “ancak insanları aynı masaya oturtabilmek için onlara bir vizyon sunmak istedik” dedi. “Buna seyirci kalarak büyümenin acısını biz de onlarda yaşadı bu yüzden ortak bir barış dili geliştirmek istedik” diyen Boğaç, bir tadın, bir kokunun, geçmişteki ufacık bir acının yerini hiç bir şeyin dolduramadığını insanlara anlatmak için paneller düzenlediklerini söyledi. Proje kapsamında bir çok uzmanın katılımı ile düzenlenen panellerde, Mağusa’nın bütünün de ve Maraş’ı da refarans vererek gelecek ile ilgili kaygıların paylaşıldığını söyleyen Boğaç, bu proje kapsamında şehrin tasarlanması ve planlanması konusunda, Kıbrıslı Rum ve Türklerin geleceklerini birlikte planlamak için çok ilginç araçlar geliştirdiklerini kaydetti. Maraş üzerine tez yazan Proje Koordinatörü Nektarios Christodoulou’nun geliştirdiği ölçeklerin olduğunu söyleyen Boğaç, insanların anlattığı hikaye ve anılarının bir planlama aracına nasıl dönüşebileceğine dair methodlar geliştirdiklerini belirtti. Proje sayesinde insanları iki toplumlu olarak nasıl birlikte çalışabilicekleri konusunda bir araya getirmeyi başardıklarını anlatan Boğaç, “proje, şu an Mağusa’nın mevcut yaşayanları, Mağusa’yı terk etmek zorunda kalanlar bir araya gelirse bu şehrin gelecekte nasıl daha iyi olabileceği konusunda iyi bir pilot çalışma oldu” dedi.

Boğaç: İnsanlar evlerine yürümeliler

Maraş bugün açılsa insanların bu kadar yıldan sonra ilk yapmaları gereken şeyin evlerine yürümek olduğunu söyleyen Boğaç, “o sınırları, o dikenli telleri geçip de evlerine gidip bir dokunmalı oradan bir nefes almalılar” dedi. Onun dışındaki teknik olan her şeyin çözülebileceğine dikkat çeken Boğaç, yerine konulamayacak tek şeyin insanların duyguları olduğunu söyleyerek insan faktörünün önemine vurgu yaptı. Boğaç, “şehirleri yıkıp tekrar yapabilirsiniz. Her şey temizlenebilir ama en önemli yapılması gereken şey insanların yaralarını sarabilmektir” şeklinde konuştu.

1982 yılında, ailemin Maraş’a bakan evinin balkonunda…

 

This slideshow requires JavaScript.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s